İl Müdürümüzün Manisa Manşet Gazetesine Verdiği Röportaj

Manisa İl Göç İdaresi Müdürü Abdurrahman Şeref Doğramacı; Manisa’da yabancı, mülteci ve sığınmacılar hakkında açıklamalarda bulundu.

TUNAY AKTAŞ

Manisa İl Göç İdaresi Müdürü Abdurrahman Şeref  Doğramacı; sığınmacı, mülteci ve yabancılara yönelik son durumu anlattı. Manisa’nın kısa sürede ciddi sığınma talebiyle karşı karşıya kaldığını fakat Eylül ayından itibaren sığınma taleplerini durdurduklarını belirten Doğramacı, diğer illerin yükü hafiflettikten sonra durumu tekrar gözden geçirebileceklerini söyledi. Doğramacı ayrıca mültecilerle alakalı merak edilen konuları cevaplandırdı.

Bazı boşalmış köylere mültecilerin yerleştirildiği iddiaları var, işin aslı var mı?

Doğramacı: “Manisa’nın kırsal bölgelerinde boşalmış köylere Suriyelilerin yerleştirilmesi için genel müdürlükten bize ulaşmış bir talimatı yok. Bu tamamen İç İşleri Bakanlığı’nın ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün belirleyeceği politikalar çerçevesinde söz konusu olabilir” dedi.

SOSYOLOJİK DENGELER KORUNMALI

Mülteci konusunda ne durumdayız?

Doğramacı: Manisa Eylül ayından bu yana göçmen kabul etmiyor. Mevcut göçmenlerle ilgili çalışmaları yürütüyoruz. Diğer illerde iskan edilmiş ama Manisa’da sağlık sebepleri gibi acil nedenlerle bulunan yabancılarla ilgileniyoruz. Afgan, Irak ve İranlıların Manisa’yı tercih etmesinde sanayi ve tarımının gelişmiş olmasının etkisi var. Ekonomik anlamda güçlü bir il. Tabi Türkiye’ye gelmeden önce nerede yaşayabileceklerini biliyorlar, araştırıyorlar. Manisa’ya kısa sürede çok ciddi bir sığınma talebi geldi. Kısa sürede böyle bir taleple karşı karşıya kalınca genel müdürlüğümüzle görüşüp Manisa’ya girişlerin bir müddet askıya alınması istendi. Şehrin sosyolojik dengelerini korunması gerekiyordu. Diğer illerin yükü hafifletmesi ve sıra gelirse tekrar gereğinin yapılacağını belirttik.

HER ŞEYİN KARŞILANACAĞINI DÜŞÜNÜYORLAR

Doğramacı: Göç idaresi deyince insanlar yabancılarla ilgili tüm sorunların merkezi gibi algılıyor. Biz sadece mülteci ve yabancıların devlet kurumlarıyla olan ilişkilerini düzenliyoruz, koordinasyon görevi yürütüyoruz. Çoğunlukla sığınmacıların bakış açıları sıkıntılı oluyor. Türkiye’nin sığınmacıların tüm ihtiyaçlarını karşılayacaklarını veya karşılamak zorunda olduğunu düşünüyorlar. Böyle bir şey dünyanın hiçbir ülkesi için mümkün değil. Biz buraya gelen insanların öncelikle korunması, sağlık ve eğitim hizmetlerini sağlamaya çalışıyoruz.

KANDIRILIYORLAR

Neden böyle bir düşünceleri oluyor?

Doğramacı: Son yıllarda bir çekim ve cazibe merkezi haline gelmemizle şunu öğreniyoruz gelen sığınmacılardan: Türkiye’de devlet her imkanı sağlıyor, Türkiye’ye gidebilirsin. Özellikle Afganistan’dan gelenlerde bu çok daha fazla. Burada her şeylerinin karşılanacağını düşünüyorlar. Bunda en büyük etken sınırdan bu insanları para karşılığı geçirenlerin söylemleri. Oradaki insanları bu şekilde kandırıyorlar. Yani işten para kazananların teşviki var bu işte. Bunun ciddi vicdani mesuliyeti olduğunu düşünüyorum.

GÖÇÜ BİLEN ANLAYAN BİR TOPLUMUZ

Kurumunuzda herkes yardımcı olmak için içten, elinden geleni yapıyor. Ben mi yanlış anlıyorum yoksa durumu?

Doğramacı: Manisa’da birçok milletten insan var. Ağırlıklı olarak Afganistan, Irak, İran, Suriye olsa da diğer dünya ülkelerinde de misafirlerimiz var, öğrenciler var. Gelinlerimiz ve damatlarımız var. Yabancılara tek bir açıdan bakmamak lazım. Bu insanlar eğer mecbur kalmasalardı yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmazlardı. Sadece bir yeri terk etmiyorlar, aynı zamanda hatıralarında da ayrılıyorlar. Hatıralardan ayrılmak kolay değil. Biz onun için elimizden gelen yardımı gösteriyoruz, onları yabancı olarak değil misafir olarak değerlendiriyoruz.  Aslında bizde göçmen bir toplumuz, Orta Asya’dan göç ettiğimizi söyleriz. Son 120 yıldır sürekli göçlerle anılan bir toplumuz. Balkan harbi olmuş insanlar balkanlardan Anadolu’ya göçmüşler, Rus savaşı olmuş Kafkaslardan Çeçeni- Abazı-Gürcüsü gibi pek çok ırk Türkiye’ye gelmiş. Birinci dünya savaşında yine öyle. Biz bu anlamda göç etmenin ne demek olduğunu en iyi anlayabilecek toplumlardan biriyiz. Çerkez kendini Türk gibi hissediyor, annem Çeçen ama ben Türküm diye, Gürcü asıllıyım ama Türküm diyor. Boşnak, Pomak, Arnavut Türküm diyor. Arnavut’luğu  alt kimlik olarak Türklüğü üst kimlik olarak görüyor. Türklüğü bir kültür olarak görüyor.

FIRSAT GANİMETE ÇEVİRMEK VİCDANİ DEĞİL

Doğramacı: Biz başkaların dertleriyle dertlenebilen bir toplumuz. 600 yıl bu bölgeye bir düzen getirmişiz, bunun tarihsel ve sosyal sorumlulukları var. Bana ne diyemezsiniz, imparatorluk bakiyesi bir ülkeyiz. Kaç kişinin olduğu değil konu. Gün nicelik değil niteliğin değerlendirilmesi gereken bir gün. Biz bu insanlara nasıl sahip çıkabilir onu düşünmeliyiz. Bu insanlar üzerinden para kazanmaya çalışmamamız gerekiyor. 400-500 liralık evleri bin liraya kiraya vermeye çalışmamamız gerekiyor. Bu durumdan menfaat çıkarmaya çalışmak pek vicdani bir olay değil. Durumu nasıl açıklayacağız bilmiyorum, insanın doğasında en azından bizim doğamızda olmaması gerekiyor fırsatı ganimete çevirmeye çalışmanın. Biraz vicdani bakmak lazım.

Kayıt: 11.2.2016
Güncelleme:11.2.2016
Paylaş


WS05